Venüs Kadını

Site Rengi

Theta Healing’in Dini Boyutunu İlahiyatçılar Sordu, Tetyana ÇELEBİ Cevapladı

08.03.2021
289
Theta Healing’in Dini Boyutunu İlahiyatçılar Sordu, Tetyana ÇELEBİ Cevapladı

Sitemizin de yazarlarından olan İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencileri Nur Sena YILDIRAN, Gül Sevde CERAN, Hüdanur TURAN son dönemin gözde ruhsal yolculuk akımlarından Theta Healing hakkında merak edilenleri Theta Healing eğitmeni Tetyana ÇELEBİ’ye sordu.

Sizi güzel bir röportajla baş başa bırakıyoruz. Görüşlerinizi de belirtmeyi unutmayın 🙂

Theta Healing ile nasıl tanıştınız?

Ben her insanın bir dönüm noktası olduğunu düşünüyorum. Ben bu işe girmeden önce insanlara biyoenerji veriyordum. Ama eğitimini alarak değil. Her insanın içinde mucizeler dolu. Yaradan her birimize sonsuz yetenek, imkan verdi. Bir noktadan sonra uyanıyor ve bunu kullanmaya başlıyorsunuz. Ben kimyagerim ve gıda mühendisiyim. Bilimsel açıdan yaklaştığımda kendi yaptığım işe, bu enerjiye bir anlam veremiyordum mantıklı gelmiyordu Elimden bir şey akıyordu ama ne olduğunu bilmiyordum. Elimden çıkan bu enerjiyle çalışma yapmam gerektiğini düşünüyordum, daha doğrusu hissediyordum .

O zaman tabi ki şifa aktarımı dediğimde insanlar tuhaf karşılıyordu. Son 2 senedir insanlara bunlara daha açık hale geldi. Biyoenerji ve Reiki’ye.

Ben ne yaptığımı bilmiyordum, bilgi de alamıyordum. Kime soracağımı da bilmiyordum. Bir arayış içindeyken Theta Healing’i duydum. Hiç araştırmadan Theta Healing dersinde buldum kendimi. Böylece yolculuğum başladı, birçok soruma cevap buldum. İnsan ötesinde başka bir güç olduğunu gördüm. Bir Yaradan olduğunu biliyordum ama biyoenerjiye de bilimsel yaklaşım olduğunu ve benim elimdeki bu gücün de Yaradan’dan geldiğini ve bunun tüm insanlarda olduğunu gördüm. Bunun farkına vardım. Theta Healing’i kendime ve aileme uyguladım. Değişimi görünce her bir insana bunu ulaştırmak için eğitmenlik yoluna da girdim.

Theta Healing’in kurucusu Vianna da bu şekilde başlamış. O da kendi içinden çıkan bir enerjiyi farketmiş ama anlamamış ne olduğunu, adlandıramamış. Benzer hikayeleriniz.

Evet benziyor. Ama benim zihnim çok devreye giriyordu. Bilimsel bir açıklama arıyordum. Benim annem de teyzem de doktor. Hep bilim içindeyiz. Ben bir şey yapıyordum ama ne yaptığım belli değildi.

Aslında bu şifanın aileden geldiği söyleniyor. Sizin ailenizde zaten varmış. Ama onlar bilimsel yönünde. Siz ruhsal yönündesiniz. Peki sizden başka ruhsal tarafında olan var mı ailenizde?

Evet benim anneannem de dedemin şeker hastalığını kendi kızları doktor olmasına rağmen şifalı bitkilerle tedavi ediyordu. Hep şifa vardı bizde. Dualar, nazara karşı ritüellerimiz.

Sizin elinizdeki enerjiyi adlandıramasanız da farkında olduğunuzu söylediniz. Peki Biyoenerji ile teknik olarak ya da sistematik olarak nasıl tanıştınız?

Ben Türk değilim biliyorsunuz. Yurt dışından buraya geldim. Burada bir Türkle evlendim. Aslında ben mucizevi bir aileye geldim. Çok muhteşem insanlar eşimin ailesi. Ama uyum, adaptasyon sorunları yaşadım. Dil farklılığı, kültür farklılığı bende gerginlik oluşturdu. Bedenim kasıldı. Boynumda fıtık oluştu. Tedaviye başladım modern tıp yoluyla ama ağrılarım azalmadı. Her bir güne ağrı kesiciyle başlamak tahmin edersiniz ki çok rahatsız ediciydi. Eşim “bir de bunu deneyelim” diyerek beni Biyoenerjiye yönlendirdi. Aslında ben bilimsel bir açıklama bulamadığım için en başta reddettim ama eşimi kırmamak adına evet dedim. Bir seans aldım. Bana verilen o biyoenerji bendekini uyandırdı ve o seans benim dönüşümüm oldu. Ellerim sürekli yanmaya başladı ve bendeki bu enerjiyi aktarma ihtiyacı hissetim ve ben de başka insanlara biyoenerji aktarmaya başladım ve öyle mucizevi şeyler yaşadım ki. Biyoenerji verdiğim kişilerde elindeki, ayağındaki sorunlar düzelmeye başladı. Ama buna rağmen anlam veremiyordum çünkü tamamen materyalist biriydim. Tamam bir Yaradan olduğunu biliyordum ama ben kimyagerim atomlarla ifade edemediğim şeye anlam veremiyordum, aklım almıyordu ama elimden bir şey çıkıyordu başka birini şifalandırıyordu ve sürekli bu enerjiyi birine aktarma ihtiyacı duyuyordum. Bu nedir, nereden geliyor diye anlamaya çalışırken Theta’yla tanıştım. Yaradan bir şekilde bizi bu yola sokuyor.

Theta öncesi ve sonrası hayatınızda belirgin bir kalite farkı oldu mu?

Tabi ki , benim dil öğrenme ve adaptasyon sürecim kolay geçmedi Türkiye’de. Sürekli bedenimdeki bu enerji ne diye soruyorum. Sürekli sorgulama çatışma halindeydim. En ufak şeylerde sinir patlaması, kendi duygularımı kontrol edememe vardı ve tabi bu aileme yansıyordu. Benim 20 yaşında ve 13 yaşında iki kızım var. Ben de onlara patlıyordum. Çocuklarımın dediği şey şu: Anne iyi ki Theta’yla tanıştın eve huzur geldi. Ben bu öfke patlamalarının, sıkıntıların nereden geldiğini anlayıp, çocukluğumdan gelen travmaları çözüp o duyguları serbest bıraktıkça sakinleştim. Yaşadığım o olayları başkalarını suçlayarak değil kendi hayatımın sorumluluğunu alarak çözdüm. Tabi bu kolay olmuyor. Bütün yaşadığım kötü olayları kendimin yarattığımı öğrenerek, benim bilinçaltımın bana bir şey öğretmeye çalıştığının, ama başka insanları kendime ayna gibi tutarak bendeki travmayı çözmeye çalıştığının farkına vararak bunları çözdüm. Birini suçlayarak yaşamak çok kolay. Ne diyoruz biz “Etrafımdaki insanlar çok kötü”. Ama bende bir şey var ki o insan bana geliyor. Bendeki bir şeyi bana göstermeye geliyor. “Onlar beni üzdü” demiyoruz artık.

“Ben neden üzüldüm?”

“Yaradan bununla bana ne öğretmek istedi?”

Herkesin bir amacı var bu dünyaya gelmede. Böylece sakinleşiyoruz

Bunlar da tabi ki Theta Healing teknikleri ile oldu.

Aklımıza takılan bir konu da şu ki, Theta Healing kitaplarında “Yukarı çıkın emri verin”, ya da “Şu isteğimin olması emredilir” benzeri cümleler gördük. Emri Yaradan’a vermek gibi bir algı var orada. Bu emir kelimesini açıklar mısınız?

Farkındayım “Emredilir” kelimesi çok itici geliyor. Ama biz bu kelimeyi başlangıç seviyelerde iken kullanıyoruz ve Yaradana emretmiyoruz. Bu kelime bizim zihnimize ve bilinçaltımıza yönelik. Yani kendi bilinçaltımıza ve zihnimize emir veriyoruz. “Bunu kesinlikle yap” diye. Çünkü zihin sadece alıştığı ve bildiği şeylerle yaşamayı seviyor.  Ve değişimlere daima direnir. Emir kelimesi zihnimize, isteğimizin kesin ve kaçınılmaz olduğunu belirtmek amaçlı kullanılan kelime. Ayrıca tercümenin etkisi de var tabi ki bunun üzerinde.  Aslında kullandığınız her kelime kendimizi ikna etme amaçlı kullanılıyor. Yaradanın bizim neye ihtiyacımız olduğunu, bizden daha iyi bildiğine inanıyorum 🙂

Siz diyorsunuz ki ben materyalist bir insanım Theta Healing bana uymuyordu. Ama benim gördüğüm şu ki: Bu teknik sürekli araştırıyor sorguluyor, arka planda ne yattığını bulmaya çalışıyor. Ayrıca Theta ‘nın bir de bilimsel yanı var. Sürekli ATP’den, DNA’dan, nükleik asitlerden bahsediliyor. Mesela DNA aktivasyonu nedir? Bu DNA bildiğimiz DNA mı, yoksa bildiğimiz DNA’nın ruhsal boyutu da mı var?

Biz Theta’da şuna inanıyoruz. Hz. Adem ve Hz. Havva’den itibaren tüm DNA kayıtları , sadece fiziksel özellikleri değil atalarımızın yaşadıkları duygular da DNA yoluyla aktarılıyor. DNA aktivasyonu şu: Kromozomlardaki telomerler kısalır yaş ilerledikçe. Ve bu da hücrelerimizin yaşlanmasına neden olur. İnsan kendi kendini onarma yetisini kaybediyor yaş aldıkça. Biz bu esnekliği enerji aktarımı ile yeniden aktif hale getiriyoruz. Ama bizim bakışımızla değil, Yaradanın bakışıyla yapıyoruz. İlk aşamada bu telomerleri aktive ediyoruz. 2. aşamada mitokondri aktivasyonu yapıyoruz. Mitokondri hücrenin enerji kaynağıdır biliyorsunuz. Mitokondri içinde sadece anneden aktarılan kromozomlar var. Onları tekrardan şifalandırıp aktif hale getiriyoruz. Böylece hem enerjik oluyorsunuz hem de annemizden aktarılan kayıtlarımızı aktif hale getiriyoruz. Tamamen fiziksel boyutta yani.

Yani ruhsal dediğimiz bir enerji aktarımı, etkisini fiziksel boyutta gösteriyor. Çift taraflı bir onarım gibi.

Evet biz şöyle inanıyoruz. Kimyager tarafımla baktığımda çime bakıyorum. Çim içinde hangi elementlerin olduğunu biliyorum. Ama çim yapamıyorum. Orada başka bir güç var. Yaradan’ın gücü. O çimi nasıl yapacağımızı bilmiyoruz. Ama Yaradan biliyor. Kaynaktan gelen ışığı oraya aydınlatıyoruz. İnsanı insan yapan sadece fiziki bir beden değil başka şeyler ve ötesi de var.

Yani sadece görünenden ibaret olmadığımız gerçeği. Biz buna ruh diyoruz, kimisi enerji der. Tahribatlar sadece yüzeyde bırakılan değil ruhda açılan yaralar var ve bunların da onarılması gerekiyor . Mesela yüksek benlik diye bir şeyden bahsediliyor Theta Healing’de. Bu nedir? Ruh mu?

Hayır, bizim en iyi versiyonumuz. Egosal yapısı olsa da tüm erdemleri kazanmış, ruhumuzla bağlantı olan köprüdür. Yüksek benliğimizle konuşuyoruz, yani sizinle konuşuyoruz ama dünyevi acılardan ve dualiteden ayrılmış olan versiyonunuzla.

Peki bunun görüntüsü nasıl? Benim görüntüm mü gördüğünüz şey yüksek benliğimle konuşurken?

Evet. Ama fiziki versiyonunuz değil, ruhsal erdemli yanınız.

Tecrübe etmek gerekiyor galiba.

Bu fiziki bedenimiz bir sonuçtur. Başlangıç yukarıdadır.

Yani bu bizim içimizde mi?

Ruhumuz fiziksel bir şey değildir. Bedenimize sığacak bir şey değil. Ancak bir kısmı bedenimize girer. bu çok kapsamlı bir konu. Tam anlatılacak bir konu da değil. Ben Theta’nın tüm uygulayıcılık eğitimlerini tamamladım ama ruh nerede , nasıl bir şey hala bazı şeyleri tam anlayamıyoruz.

Theta’da hep inanmaktan bahsediliyor. Bu inanç evrene mi, Yaradan’a mı? Ve ateistler bu tedaviden faydalanabiliyor mu? Siz hiç uyguladınız mı ateist bir kişiye?

Öncelikle şunu belirteyim, ateistler aslında inanmayan değildir. Ya bir isyan taşıdığını ya da tepki olarak bunu seçtiklerini görürüz. Çaresiz kaldıklarında onlar da dua ediyorlar. İnanmayan bir kişi yoktur. İnanmak derken, insanın bedeninin ötesinde bir güç olduğuna, İlahi bir güç olduğuna inanmak gerekiyor. Theta Healing bir dini akım değil ama ilahi bir güç olduğuna, bu güç için hiçbir şeyin imkansız olmadığına inanmak gerekiyor. Ve evet ateist bir kişiye de uyguladım.

İnancın olması akımıyla aslında dini bir akım ama herhangi bir dine bağlı değil. Çünkü bir Yaratıcı var.

Tabi ki siz isterseniz Tanrı deyin isterseniz Allah deyin Yaradan tekdir.Tek bir güç vardır. Bir Allah var, hepimiz Onun kuluyuz onun altında yürüyoruz. Biz bir olan Yaradan’a inanıyoruz. Bu Yaradan her yerde, havanın suyun içinde. Bir yaprağın bir insanın içinde olan, sonsuz bir güce inanıyoruz. Her dini akımdan insan geldiği için biz var olan her şeyin Yaratıcısı tabirini kullanıyoruz. Tabi gelen kişinin enerjisine göre hitap şeklimiz değişebiliyor yaratıcımıza. Tüm dinler Yaradan’dan geldi. Onlar da bir araç. İnsan kendi bedeninden çıkıp ötesini görmesi için Yaradan’a yakın hissetmesi için bir araçtır.

Siz direk Yaradan’la konuştuğunuzu söylüyorsunuz. Ama bizim İslam inancımızda Allah ile konuşmak peygamberlere özgüdür. Ve bu vahiydir ve melek aracılığıyla olur. Siz bu görüşmeyi nasıl tanımlıyorsunuz?

Şunu söyleyeyim ben de bir müslümanım. Peygamberler çok özel insanlar. Kızgınlığı,  öfkeyi, kini ve intikamı taşımayan insanlar. Tabi ki bizim için  onlar gibi olabilmek imkansızdır. Ama onların bize sünnet olarak aktardığı davranışları yerine getirmemiz gerekiyor. Bunu içimizde taşıdığımız kırgınlıklarla yapmak çok zor olabiliyor. Theta Healing tekniği ile biz affetmeyi öğreniyoruz.  Bu olumsuz duyguları taşımadan,  düşük titreşimi taşımadan yaşamayı öğreniyoruz. Ve tabi ki biz Theta Healing uygulayıcılarına özgü bir şey değil Yaradan’la konuşmak, ondan cevap almak. Özel birisi olmanız gerekmiyor. Yaradan’ın bizi her zaman duyduğunu, desteklediğini, yönlendirdiğine inanıyoruz. Bu konuşmak şu değil yanlış anlamayın, “Yüksek bir ses gelip bize bir şeyler anlatıyor”.

Böyle değil, sana ilham ediyor. Bu teknikle Theta frekansına girdiğimiz için zihin devre dışı kalıyor. Fiziksel bir ses değil, kalbe doğma olarak Yaradan’dan mesaj alıyoruz ve bu herkesin yapacağı bir şey.

Siz materyalist olduğunuzu söylediniz. Bunlar hiç materyalist bir kişinin inanacağı şeyler değil. Siz nasıl bu yolda ilerlediniz? Nasıl inandınız?

Ben zaten ilk eğitime gittiğimde kendi kendime sorduğum şey şuydu: “Benim burada ne işim var, ne anlatıyor bu” 🙂

Zihnim engeldi bu yönteme. Ama çalışma yapmaya başladıkça, zihnim aradan çıkınca, mucizevi şeyler de görünce kendimi keşfetme yolculuğuna çıktım.

İnanç tabularından dolayı zaten başarısız örnekler de olmuş. Ama inanç konusunda çok emin olunca çok mucizevi olaylarla da karşılaşılmış. Sizin böyle bir mucizevi olayla karşılaştığınız oldu mu?

Eşim covid olmuştuı. Önce öksürükle başladı. Bunu farkedince hemen theta çalışması yaptım. Yarım saatte öksürük ağrı her şey geçti ama tabi ki doktora gittik. Testi pozitif çıktı ama hiç bir ağrı sıkıntı olmadan bu süreci tamamladı ve 7 günde negatife döndü. Ama şunu söylüyorum. Theta Healing asla tedavi değil, tıp tedavisi yerine geçmez. Destekleyici bir çalışmadır. Biz terapi yapmıyoruz. Alternatif tıp da değil. Biz hastalığa sebep olan duygulardan, korkulardan, endişelerden özgürleşme tekniklerini uyguluyoruz. Beden böylece kendi kendini tedavi ediyor.

Yani psikolojik tedavi mi?

Hayır psikoloji de değil. Biz bu dünyaya her bir duyguyu deneyimlemeye geldik. Ama bu duyguları çok uzun süre tutmamalıyız. Deneyimleyip bırakmak. Negatif bir duyguyu 4 dk’dan fazla bedende tutmak hastalığa yol açar. Biz bu duyguyu neden tutuyoruz, bize pozitif bir kazanç mı sağlıyor, bu nedenle mi bırakmak istemiyoruz? Bunların sorgulaması içindeyiz. Tabi bunlar çok uzun konular ve Theta Healing derslerinde çok uzun şekilde işliyoruz. Örneğin bir arkadaşınız sizi parasal açıdan dolandırdı. Siz ne hissedersiniz? Hayal kırıklığı, kızgınlık vb. Bu duyguları yaşarken hormonlar da devreye giriyor. Ve bu olayın arkasından pozitif bir şeyler öğreniyorsunuz. Örneğin arkadaşlıkta seçici olmayı, dikkatli olmayı, kendi başına iş yapmayı gibi. Böyle olunca da bu tarz olayları, ama o yaşadığınız negatif duyguları hissedeceğiniz olayları sürekli kendinize çekiyorsunuz. Arkadaşınız aldatmaz sizi ama hayal kırıklığı yaşayacağınız bir olayı çekersiniz. Çünkü bilinçaltınız bu negatif duyguları deneyimleyerek güçlendiğinizi düşünüyor. Biz bu üzüntüyü , hayal kırıklığını da yaşamadan artık güçlü olmayı dikkatli olmayı öğreniyoruz bu teknikle.

Siz anlık tezahürlerle karşılaşıyor musunuz? Birşey istiyorsunuz o geliyor sizi buluyor?

Tabi ki 🙂 Biz zaten burada nasıl istekte bulunmamız gerektiğini de öğreniyoruz. Mesela istemediğimiz şeye değil istediğimiz şeye odaklanıyoruz. Çünkü bilinçaltı olumsuzluğu anlamaz. Siz bir araba aldığınızda “kazasız belasız kullanayım” derseniz kaza, bela size gelir. Bunun yerine “güle güle kullanmaya” odaklanıyoruz.

Evet hep bardağın dolu tarafını görüyorsunuz. Hep güzel cümleler kurarak güzelliği hayatınıza çekmeyi öğreniyorsunuz yani değil mi?

Biz artık kimseyi yargılamadan yaşamayı öğreniyoruz Theta Healing ile birlikte. Çünkü Yaradan’ın hepimizi sorgusuz değil ama yargısız sevdiğini öğreniyoruz. Biz artık her bir kişiyle ilişkimizde “Bu kişi bana ne öğretmek istedi. Yaradan benim ne öğrenmemi istedi” buna odaklanıyoruz. Ve ben dünyaya nasıl katkı olabilirim? Bunlar bizim odağımız. Ve öğrendiğimiz her şey için şükrederek çalışıyoruz bu teknikle. Daha huzurlu daha dengeli yaşayıp başkalarına da şefkatle yaklaşmayı öğreniyoruz.

Okuma yapmaktan, kişinin içinin görüldüğünden bahsediliyor. Mesela birinin kalbi rahatsız. Siz görüyor musunuz yoksa sadece his mi?

Evet görüyoruz. Ama başta ben de görmüyordum sadece hissediyordum. Sezgilerimiz sadece görsel olmuyor bazen hissel bazen işitsel şekilde kişinin içini görüyoruz. Ama biz de bu konuda tabi ki çalışıyoruz. Fizyoloji anatomi kitaplarını okuyoruz. Sağlıklı bir bedenin nasıl olması gerektiğini bilmek gerekiyor ki hastalığı görelim. Ama yine söylüyorum biz tedavi etmiyoruz terapi de değil. Psikolog ya da doktor değiliz. Sezgisel olarak kişinin fiziksel hastalığına neden olan duygu nedir? Bu duyguyu keşfedip duyguyu serbest bırakıyoruz. Tedaviyi sadece doktorlar yapar.

Mesela bir danışan geldi. Kanserdi ve göğsünde iki kitle vardı. Doktor ona 12 seans kemoterapi önermişti ve radyoterapi yapılması gerekiyordu. Ama doktora gitmeyi erteliyordu sürekli. Biz onunla 3 görüşme yaptık. Yaşadığı travmaları keşfettik. O kitlelerin oluşma sebeplerini bulduk. Beden onu tutmuş. O duyguları serbest bıraktık. Biz bu görüşmelerden sonra ona yine doktora gitmesini söyledik ve 12 seans yerine 4 seansla ve radyoterapi almadan, ameliyat olmadan kanserli hücrelerden tamamen kurtuldu. Yani biz duygusal kısmına dokunarak daha hızlı şifalanmasına yardımcı oluyoruz. Ama yine söylüyorum doktor aracılığıyla şifaya yönlendiriyoruz.

Theta seviyesine gelmeniz ne kadar sürüyor? Kimisinde birkaç saniyede oluyormuş.

Ben günlük meditasyonlarımı yapıyorum sabah uyanınca. Ama tabi artık tecrübeden kaynaklı göz açıp kapayıncaya kadar her şeyin yaratıcısına hitap ederek hemen thetaya geçiyorum.

Sizin şu an Theta konusundaki seviyenizi yani eğitmenlik seviyenizi merak ediyoruz.

Ben Theta Healing’in tüm uygulayıcılık eğitimlerini tamamladım. Sadece bir kaç eğitmenlik eğitimi kaldı. Ve Theta Healing organizasyonlarında tercüman olarak görev yapıyorum.

Sizden az eğitim alan bir kişi de aynı sorunlara sizin kadar bakabiliyor mu? Yani tüm eğitimleri almak gerekiyor mu?

O biraz kişiye bağlı. Benim bazı öğrencilerim var. İlk eğitimle bile mucizeler yaratıyorlar. Ben mesela çok blokajlı başladım. Kendi üzerimde çok çalışmam gerekti. Çok fazla şey temizledim. Çok fazla pratik yaptıkça görmek de kolay oluyor. İlk yaptığım zamanlarda görmüyordum, sadece hissediyordum. Sonra duru görüm açıldı.

İnanç tabuları yüzünden ilerleyemediğiniz kişiler oldu mu?

Tabi ki. Ben zaten şifacı değilim ki. Ben sadece gözlem yapıyorum Yaradan şifayı verirken. Tabi Yaradan şifayı verirken kişinin açık olması gerekiyor. Çünkü bilinçaltı için değişim güvenli değildir. Önce onu çözmeye çalışıyoruz. Değişimin güvenli olduğunu bilinçaltına öğretmeye çalışıyoruz. Örneğin kişinin etrafında doğumundan itibaren tartışmalar yaşanıyorsa o kişiye tartışmalı ortam güvenli geliyor. Tartışmasız bir ortamı kabul etmiyor. Çünkü içine doğduğu ortam tartışma içinde ve bilinçaltı tartışma olan ortamı güvenli bulup bunu devam ettirmek istiyor. Bilinçaltı direnciyle çalışıyoruz yani daha çok.

Evet o tekrardan girdaptan kurtulmaya çalışıyorsunuz galiba.

Evet bu teknik insanları birleştirmeye, insanlara katkı sağlamaya çalışıyor. Mesela benim annemle ilişkim ilginç bir ilişkiydi Türkiye’ye gelinceye kadar. Ama bu bana ilginç de gelmiyordu çünkü etrafım hep öyleydi. Ama Türkiye’ye geldim kayınvalidemin kendi kızlarıyla ilişkisini gördüm. Çok sevecen candan bir ilişkileri vardı. Şaşırmıştım Kendi kendime dedim: “Böyle bir anne kız ilişkisi de olabiliyormuş” İşte benim de değişebilmem için onların bu ilişkisini görmem gerekiyordu. Ben de öyle ikna oldum farklı bir ilişki olabileceğine. O yüzden insanları da bir araya getirmeye çalışıyoruz. Birbirimize aynalama yapıyoruz.

Ama aynalamada birbirinizin alanına girmeden. Alan temizliği de bu nedenle yapılıyor değil mi?

Evet insan kendi enerjisinde kalmalı değişirken. Yani yine kendi olmalı. Başka insanın duygusu içine kapıldığımız anlar da oluyor. Mesela bir odaya giriyorsunuz herkes mutluysa siz de mutlu oluyorsunuz ya da tam tersi. Bu zamanlarda mesela virüs korkusu yüzünden sezgilerimiz gelişti. Çünkü zihnimiz sürekli tarama halinde. Acaba virüs var mı diye?

Birisi size gelince size bir konu hakkında bir şey söylemek istemese de onun sorununu anlıyor musunuz?

Kişiden izin almadan birşey yapmıyoruz onun alanına girmiyoruz.

Yani yapabilirsiniz ama yapmıyorsunuz öyle mi 🙂

Tabi ki, kişisel alana çok dikkat ediyoruz.

Gençlik canlılık aktivasyonu ile ilgili bir çalışma gördük. Aslında böyle bir gen varmış ama insanlığın gelişimi sürecinde pasif hale geldiği söyleniyor. Siz bunu ruhsal olarak mı aktivasyon yapıyorsunuz yoksa fiziksel olarak da etkisi görünüyor mu? Ömür mü uzuyor, yoksa zaten belirli olan ömrü kaliteli geçirmek mi? Bunu merak ediyoruz. Mesela siz 20 yaşında kızınız olduğunu söylediniz ama hiç 20 yaşında çocuğu olan bir anne gibi durmuyorsunuz. Çok genç ve güzel görünüyorsunuz. Bunu siz de kendinizde uyguladınız mı?

Teşekkür ederim 🙂 Aslında fiziksel olarak gençleşme, güzel görünme ekstra şeyler. Biz ruhsal seviyede yapıyoruz. Hepimiz bu dünyaya bir yaşam amacı ile geldik. O yaşam amacımızı hasta bir bedende gerçekleştiremeyiz. Bizim Yaradan’a verdiğimiz sözlerimiz var bu dünyaya gelmeden. Şu yaşımda şunu yapacağım, bu yaşımda bunu yapacağım gibi sözler. Biz bu sözden dönemeyiz. Bunları genç aktif bir bedenle yapabiliriz. Bu yüzden gençlik canlılık kromozomlarımızı aktif ediyoruz.

Herşeye olumlu bakmak da çok güzel bir şey bu teknikte.

Evet biz zaten birisi bizi kızdırdığında “Ben bundan ne öğrendim” şeklinde baktığımız için kimseye kızamıyorsunuz, herkesi sevmeye başlıyorsunuz.

Ölümden sonrası için ve ruhsal boyut için bu tekniğin düşüncesi nedir?

Bizim bilinçaltımızda 4 seviyemiz vardır. Geçmiş seviye, ruhsal seviye, genetik seviye ve öz benlik seviyesi. Geçmiş seviye herkesin kafasını çok karıştıran bir alan. Reenkarnasyon olarak algılayan olduğu gibi bizden önceki 8 nesil ve öncesi olarak da adlandırabilirsiniz. İslam’da reenkarnasyon inancı olmadığı için Müslüman Theta Healerlar bunu 8 nesil ve öncesi olarak düşünür. Başka inançtan Theta Healerlar ise geçmiş yaşamlara inanabilirler. Kimseyi belirli bir inanca koymaya çalışmaz Theta Healing. Kendi inancınıza göre nasıl hissediyorsanız öyledir. Ayrıca toplum bilinci de bizim inançlarımızı etkiler.

Yani öldükten sonra tekrar başka bir alemin olup olmadığına inanmakla, yaşamın sizin için toprakta son bulma tercihi size bağlı. Bu mudur? Yani kişiye bırakıyorsunuz tercihi, bütün süreçte olduğu gibi.

Evet 8 milyar kişinin anlayışı , mutluluk kavramı farklıdır. Birisi alışverişle birisi yemekle mutlu olur. Aslında baktığımızda mutluluğun ve her bir duygunun Yaradan tanımı yani tek bir tanımı da var.

Peki Yaradan insan için ölümden sonra ne düşünüyor bu teknikte?

Görevini tamamladıysan bir üst seviyeye geçebilirsin.

Yani seviye değişikliği mi ölümden sonrası?

Evet. Belirli bir aşamadan sonra fiziksel bedenimiz görevini tamamlıyor. Fiziksel bedene bağlı olmayan aşamaya geçiyoruz ruhsal yolculuğumuzda.

Diyorsunuz ki atalarla iletişime geçebiliriz bu teknikte. Onlar bu ölümü tadan insanlar. Yani böylece bir sonraki seviye dediğiniz şey hakkında onlardan bilgi alabiliriz demek mi oluyor bu?

Evet ama onların da kendi bakış açıları var. Ama onlar tabi ki her soruya cevap verecek diye bir şey yok. Atanın bilgilerini öğrenmek için, onlardan sormak istediğiniz şey için kendi DNA’nıza bakmanız da yeterli olacaktır. Biz onların devamıyız.

His yüklemesi hakkında bilgi verir misiniz?

Kişinin algısıyla ilgili bir şey. Kişinin algılayamadığı ya da bilmediği hisleri yüklemektir. Bazı hisler hayat boyunca hiç öğrenilmemiş olabilir. Mesela Afrika’da yaşayan bir çocuğa “kar nasıl hissedilir” diye sorduğunuzda cevap veremez. Bedensel olarak bilmiyor, onun reseptörleri algılayamıyor. Ya da tamamen kutuplarda yaşamış birisi sıcak kumun nasıl hissedildiğini. Bazı kişiler de doğdukları ailede koşulsuz sevilmeyi, anne baba şefkati almayı öğrenememişlerdir, doğdukları ailenin yapısı itibariyle. Depresif bir aileden mutlu bir çocuğun çıkması mümkün mü? Hiç görmedi ki. Onlara da koşulsuz sevgi hissini Yaradan tanımıyla yüklüyoruz. His yüklemesini enerjisel olarak, bu hisleri uyandıran reseptörleri aktif hale getirerek yapıyoruz. Demiştim size, ben annemden koşulsuz sevgi görmemiştim. Bedenim tanımıyordu, bunu tanıtarak farklı bir şey de yaşayabileceğimiz bilincine geliyoruz.

Ama sizde yüklü olması gerek ki başkasına yükleyebilesiniz değil mi?

Hayır. Biz de mükemmel değiliz ki. Ben de insanım, kızıyorum bağırıyorum ama sakin olmanın hissini yükleyebilirim. Yaradan tanımıyla yüklüyoruz biz sadece gözlemciyiz, bilmesek de yükleyebiliriz. Biz de birçok hissi deneyimliyoruz, kızıyoruz ama bu hissin 4 dakikadan fazla bizde durmaması gerek. Yoksa bedeni hasta ediyor bu negatif duygular.

Bizim bazı inanç tabularımız var belki. Bizim için mümkün olan, mümkün olmayan şeyler var. Sizin bu düşünce tekniğinde bizim inandığımız şeyleri silip atmamız gereken şeyler var.

Mesela?

Mesela bir insanın Yaradan’la anlık iletişime geçme hali bizim için mümkün değil. Siz bir şey soruyorsunuz cevap size hemen geliyor. Bizim şunu dememiz gibi “Dua ettim, ettiğim dua kabul oldu”. Ama bu her zaman olmuyor. Olan var olmayan var.

Ama bu da bir inanç. Her dua gerçekleşmez inancı.

Evet belki inanç, tabu sadece, bir gerçeklik değil. Belki böyle inandığımız için her duamız kabul olmuyor. Belki bu inancı kırmamız gerek.

Yok kırmadan dökmeden 🙂 Bakın şimdi hangi dini ele alırsak alalım hep bir korku ile büyütüldük. Ben bunu hep sorguladım. Çocukken büyük ninemle kiliseye giderdik. Kilisede konuşmak, hareket etmek, etrafa bakmak yasaktı. Oraya gitmeyi hiç sevmezdim açıkçası. Karanlık bir yer, mumlar kokuyor. Çocukken duramadığımı hatırlıyorum orada. Eşimle tanıştıktan sonra Türkiye ‘ye geldim. İlk kez camiye gittik gezmek için, Mavi Cami’ye. Baktım orada çocuklar koşuşturuyor. Ben fısıltıyla eşime sordum. “Neden koşuşturuyor bunlar” Eşim de “Niye koşuşturmasınlar ki? Ve sen neden fısıldıyorsun?” dedi. Ben fısıltıyı bırakıp yine sordum “Niye koşuşturuyorlar?” Eşimin verdiği cevap beni çok şaşırttı: “Bu çocuklara yasak koyarsan bir daha buraya gelmek isterler mi?”

Ben dua edilen bir yerde bu kadar serbest, özgür olunabileceğini ilk kez o zaman gördüm. Çok şaşırdım. Böyle de olunabileceğini gördüm ve Yaradan’ın şefkatini, bize sevgisini gördüm. Biz okyanustaki bir taşın etrafında yaşıyoruz, ötesini görmüyoruz. Sadece bu taş var sanıyoruz. Halbuki kocaman bir okyanus var ötede. Biz o taştan biraz uzaklaşınca nelerin olduğunu görüyoruz. Sadece bir adım atmak gerekli. Biz Theta Healing eğitimlerinde gerçekten bir şey öğretmiyoruz. Eğitmenin aslında doğru bir kelime olduğunu düşünmüyorum. Bu da benim ilginç bakış açım olsun. Yaradan herkesi mükemmel yarattı zaten. Biz herkesin içinde olan şeyi çıkarıyoruz. Aslında eğitmenlik değil rehberlik yapıyoruz insanların içindeki potansiyeli görmeleri için.

Aslında biz de mucizelere inanıyoruz. Taşın altına çevrilmesine mesela. Kerametin de bazı özel kişilere has olduğunu düşünüyoruz. Ama bu teknikle görüyoruz ki , bu tarz ilginç şeyleri herkes yapabilir. Özel birisi olmanıza gerek yok. Herkeste bu potansiyel var. Önemli olan bunu ortaya çıkarabilmek.

Evet Yaradan’a sonsuz güvenerek, Yaradan’ın her şeyin içinde olduğuna inanarak %100 güvenle. Öfkeden arınarak, sevgiyle şefkatle hareket ederek. Zaten bu taşı altına çeviren biz değiliz ki, Yaradan yapıyor her şeyi. Biz bu negatif duygularda kalırsak Yaradan’ın koşulsuz sevgi frekansına uyumlanamayız. Fiziki dünyada yaşıyoruz. Kızgınlıkla Yaradan’ın koşulsuz sevgisi aynı frekansta değil.

Aslında biz de Müslümanlar olarak duayı Yaradan’la konuşmak olarak gördüğümüz için, ve siz bunu ilham olarak adlandırdığınız için bizim inançlarımızla da gayet uyumlu, düşününce. Ve bir sorumuz daha olacak? Sizin Müslüman olma süreciniz nasıl gelişti?

Ben şimdi çocukluktan beri sorgu içindeydim. Kilisede odun gibi durmak hiç hoşuma gitmezdi. Tabi hiç bir çocuğun hoşuna gitmez. Ama benim en büyük sorgum bir bebeğin günahkar doğduğuna inanmaktı. “Ne günahı olabilir ki bebeğin” derdim. Sovyet döneminde zaten din yasaktı. Ben de büyük ninemle gizli giderdim kiliseye. Daha sonra ilk kez Türkiye’ye eşimin ailesiyle tanışmaya geldiğimde dini nikah yaptık. Tabi bana göre tek bir Yaradan altında yürüdüğümüz için bunu gayet normal şekilde kiliseye gidip bir papaza anlattığımda benim üstüme yürüdü. Beni azarladı. Kaçtım neredeyse. Ben burada eşimin ailesiyle tanıştığımda onların yardımseverliğinden, onların yakınlığından etkilendim. Ve ben Müslümanlığı onlardan öğrendim. İyi ki diyorum bu aileye gelmişim. Ve Müslümanlık zaten sevgi dolu, şefkat dolu bir din. Açık, sana fırsat tanıyan, sana Yaradan’ı sevdiren, soru sormayı sevdiren, bilime yönlendiren ve birçok şey. Farklı bir din.

İki dini de görüp bunları karşılaştırıp ve bunu bir düşünce tekniği altında birleştirip, dinlerin bu tekniğe karşı olmadığını saptamak çok güzel bir tecrübe. Ve siz 5 yıldır bu tekniğin içindeyim dediniz. Bu kadar kısa sürede gerçekten çok büyük bir farkındalığa ulaşmışsınız.

Tabi Yaradan bizi bir yola hazırlıyor 🙂

Peki siz bu tekniğin olumsuz bir özelliğine şahit oldunuz mu?

Şuna şahit oldum kendi fiziksel dünyasından soyutlanıp tamamen ruhsal gelişmeye kendini verenleri gördük. Ama bu zaten istediğimiz bir şey değil. Ben sürekli öğrencilerime bunu hatırlatıyorum zaten.

“Fiziksel boyutta yaşıyoruz, kendinize uçabilirim hissini yükleyip de çatıdan kendinizi atmayın 🙂 “

Çok teşekkür ederiz zamanınızı ayırdığınız için 🙂

Rica ederim 🙂

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.